12 Eylül 2014 Cuma

Beydağları'nda...


Karla kaplı dağlarda zirve keyfi 

Yaz mevsimi sona erip, kış mevsimi kendini iyiden iyiye hissettirdiğinde, Antalya’nın her daim yüzünü esirgemeyen güneşi, pırıltısını sürdürür. Baharı aratmayan kış günlerinde Akdeniz kıyıları, güneşli günün keyfini çıkarmak isteyen kent sakinleri ile dolar taşar. Antalya’nın kıyı şeridi bahardan kalma günler yaşarken yüksek kesimleri, özellikle Torosların yüksek kesimleri karla kaplanır. Beyazlara bürünen dağlar, vadiler, yaylalar, adeta gelinliklerini giymişçesine bambaşka bir görünüme bürünür. Bu tablo Antalya’nın bilinen güzelliğine, bilinmeyen yönleri ile bambaşka bir güzellik katar.

HEYECANLA BEKLENEN GÜNLER
Beyaza bürünen Toros Dağları, sadece Antalya’nın güzelliğine güzellik katmaz. Karaalioğlu Parkı’ndan bakıldığında karın yağmasıyla birlikte Falezler, Konyaaltı Sahili ve Beydağları’nın o muhteşem görüntüsünü tamamlamaz. Beyaza bürünen dağlar, Antalya’da yurdun dört bir yanındaki dağcıların aylardır beklediği günlerin habercisidir. Karla kaplı dağların zirvesine yapılacak zorlu ve bir o kadar da keyifli tırmanışın habercisidir. Ve beyaza bürünen dağlarda tarifi imkansız güzellikte manzaraları yaşayacak olmanın heyecanıdır. Ayaklarda krampon, ellerde kazma ve özel kıyafetlerle. 



Arabastık kestanesi

Arap cariyenin asıldığı ağaç

Antalya’nın şirin yayla ilçesi İbradı, Toros Dağları’nın içerisinde denizden 950 metre yükseklikte bulunur. Zengin bir kültüre, sayısız doğal güzelliğe sahip olan İbradı, Psidyalılardan Romalılara, Selçuklulardan Osmanlılara uzanan tarihiyle de dikkat çeker. Mağaraların, vadilerin, kanyonların, nehirlerin, endemik bitkilerin ve canlı türlerinin tümü İbradı’da vücut bulur. Doğanın bütün güzelliklerini çekinmeden bahşettiği bu coğrafya, dağların arasında tertemiz havasıyla, sakin ve dingin bir yaşamın kaynağıdır.

İLÇENİN ANIT AĞACI

Akdeniz’in mavi sularını geride bırakıp Toros Dağları’na doğru tırmandıkça, sahilin eşsiz güzelliklerini aratmayacak güzellikler karşılar ziyaretçilerini. Heybetli dağların içerisindeki vadiler, kanyonlar, sarp kayalıklar, akarsular Antalya’nın zenginliği olarak karşımıza çıkar. Zirveye yaklaştıkça iklimde değişir, bitki örtüsü de. İbradı’ya gelindiğinde Antalya’nın başka hiçbir ilçesinde, beldesinde ve köyünde görmediğimiz kestane ağaçları boy gösterir. Kestane ağaçları Antalya’nın zenginliği, İbradı’nın ise ayrıcalığıdır. Çok sayıdaki kestane ağacının arasında bir tane kestane ağacı vardır ki o ilçenin anıt ağacı olan Arabastık Kestanesi’dir
 

6 Ağustos 2014 Çarşamba

Endemik Bitki Cenneti Antalya


Endemik bitki cenneti Antalya

Torosların zirvesinden Akdeniz’in serin sularına atılan her adımda rengarenk bitkiler karşılar bizi. Bazen bir ağacın yanı başında, bazen de bir kayanın üzerinde. Ya da kilometrelerce uzanan sahilin kumları arasında. Antalya tarihi ve kültürü kadar endemik bitkiler açısından da çok zengindir. Akdeniz’de bulunan 630 türün 500’ü Antalya’dadır. 200 tür ise sadece Antalya’ya özgüdür. 

Dalgaların dövdüğü sahilin hemen arkasında bir kum papatyası filizleniyor. Kumulların arasında yükselen sarı ve beyaz rengi ile Antalya sahillerine yazın gelişini müjdeliyor. Antalya’nın her mevsim yüzünü esirgemeyen güneşinin etkisini daha da hissettirmesiyle bu kez deniz kıyısındaki kayalarda bir hacivatotu açıyor. Gösterişli ve güzel mor rengi ile. Deniz kıyısından Torosların zirvesine doğru ilerledikçe papatyalar, hacivatotları, emzikotları geride kalıyor. Ama bu kez davis kazteresi karşılıyor bizi Pamfilya Bindirdelikotu’yla, gevenlerle, Belen Mürdümlüğü’yle, çiğdemlerle, zambaklarla. Dağ çayları eşlik ediyor bu görsel şölene dönüşen muhteşem karşılamaya. Akdeniz’den Toroslara doğru atılan her adımda farklı bir tür ‘Bende buradayım’ dercesine gösteriyor güzel yüzünü. Bu güzellikler karşısında duyulan şaşkınlık, ardından yerini mutluluğa bırakıyor. Çam ve sedir ağaçlarının yanında, kayaların arasında boy gösteren bitkiler, sadece Antalya’da yetişiyor olması nedeniyle daha da bir etkiliyor ziyaretçilerini.




4 Ağustos 2014 Pazartesi

Patara Feneri



Kuzey Akdeniz'in çağlar boyu en önemli feneri 

Dünyanın 7 harikasından birisi olarak gösterilen İskenderiye fenerinden tek parça günümüze ulaşmazken Patara’nın Roma İmparatoru Caesar tarafından yaptırılan Kuzey Akdeniz'in antik çağdan kalan en önemli feneri restore edilerek eski günlerine döndürülüyor.

İncecik altın sarısı kumlarla kaplı sahilin hemen ardında yükseldi günümüz demokrasisinin temellerinin atıldığı Patara Antik Kenti. Bereketli topraklara sahip olan bu kent Akdeniz’e kıyısı olması nedeniyle deniz ticaretinde de önemli bir yere geldi ve oldukça zenginleşti. Limandan gerçekleşen ticaretin sağladığı zenginlik Patara’nın mimari açıdan da gelişmesini sağladı ve kente günümüzde bile ziyaretçilerine hayranlık uyandıran yapılar inşa edildi. Meclis binası, antik tiyatro, anıtsal kapı Patara’nın en önemli yapıları olarak öne çıktı. Ancak Patara’nın en az bu yapılar kadar önemli bir yapısı daha vardı. O yapı da asırlar boyu kente ticaret için gelen denizcilere rehberlik yapan fenerdi. Asırlarca denizcilere kılavuzluk yapan fener, aynı zamanda kentin mimari bir şaheseri olarak kentin zenginliğine zenginlik kattı.



23 Temmuz 2014 Çarşamba

Gökyüzü tanrısı Tyche'nin göz kamaştıran tapınağı

Tyche Tapınağı...

Gökyüzündeki yıldızlara ve kaderlerine yön veren tanrılarına şükranlarını sunmak isteyen Sideliler, ticaret agorasının içerisine muhteşemliği ile göz kamaştıran bir tapınak inşa ettiler. Zaman içerisinde yıkılan tapınak, restore edilerek, yeniden ayağa kaldırıldı.

Güneş, Side’de Apollon Tapınağı’nın ardından, denizin mavi yüzünü kızıla boyayarak yok oldu. Pamfilya’nın dillere destan kenti Side’nin aydınlık yüzü, usulca gecenin zifiri karanlığına büründü. Gökyüzünde beliren yıldızlar ve dolunay, yaydıkları ışık ile bir nebzede olsa son verdi gecenin karanlığına. Aydınlık yüzlerini yansıttılar Side’ye. Agora’dan gökyüzünü izleyenler, düşünmekten kendini alamadı. Yıldızların ve ayın hareketini düzenleyen bu kozmik gücün kim olduğunu sorgulamaya başladı. Sonunda aradığını buldu Sideli. Bu; kaderlerini ve gökyüzündeki yıldızların hareketini düzenleyen bir tanrıydı. Sideli, yaşamlarının nasıl şekilleneceğine, gökyüzündeki yıldızların nasıl hareket edeceğine yön verdiklerini inandıkları tanrılarına Tyche adını verdi. Ve ona olan bağlılıklarını göstermek, şükranlarını sunmak, tapınmak için bugün görenleri hayran bırakan bir tapınak inşa ettiler. Kentlerinin yaşaması içinde tapınağın içerisine her daim yanan bir ateş yaktılar.           


21 Temmuz 2014 Pazartesi

Oymapınar Barajı'nın serin sularında


Oymapınar Barajı’nda

Antalya’nın sıcak yaz günlerinde en keyifli turlardandır Oymapınar Barajı. Barajın serin sularında gün boyu devam eden tur, Oymapınar’ın zenginliklerini gözler önüne serer.

Beyşehir Gölü’nün serin suları, Toros Dağları’nda vadileri, kanyonları, düdenleri aşarak, Manavgat’a ulaşır. Manavgat ovasına hayat veren su, geride görülmeye değer doğal güzelliklerin de oluşmasını sağlar. Suyun geçiş güzergahında bulunan doğal güzelliklerden birisi de Oymapınar Barajı’dır. Bölgenin elektrik ihtiyacını karşılayan Oymapınar Barajı, sadece bir barajın ötesindedir. Barajın içerisinde ki kanyonlar, adacıklar, şelaleler, flora ve fauna Manavgat’ın görülmeye değer turizm değerlerindendir.



23 Mayıs 2014 Cuma

Bey Dağları'nın Son Yörük Bey'i


Yörük Ali

Ali Karakoyunlu, namı değer Yörük Ali. Yazın yaylalarda, kışın sahillerde ataları gibi göçebe bir yaşam sürüyor. Yörük Ali, modern çağın tüm nimetlerini elinin tersiyle itmiş durumda. Kış aylarını sürüsüyle birlikte Kemer ormanlarında geçiriyor. Baharla birlikte Honamlı keçilerinden oluşan sürüsünü önüne alıp yaylaların yolunu tutuyor. Neden sorusuna ‘Geleneğimiz’ diyerek, kısa ve öz bir cevap veriyor. Kıl çadırını kışın ormana, yazın yaylaya kuran Yörük Ali, çadırının kapısını tanımasa bile misafirlerine hep açık tutuyor.